
Saju ile I Ching Arasındaki İlişki
Sajuyu anlamak için önce Doğu düşüncesinin zamana nasıl baktığını görmek gerekir.
Bu bakışın temelinde dünyayı sabit nesneler toplamı değil, değişen ilişkiler ağı olarak görmek vardır. I Ching, yani Değişimler Kitabı, bu yaklaşımı temsil eden başlıca klasiktir.
I Ching, antik Çin'in Zhou döneminde değişim üzerine bir metin olarak biçimlendi. Yin kesik, yang kesintisiz bir çizgiyle gösterilir. Üç çizgi sekiz trigramdan birini; iki trigramın üst üste gelmesi ise doğada ve insan yaşamında belirebilecek durumları ve dönüşümleri anlatan 64 heksagramı oluşturur.
I Ching en başından tamamlanmış tek bir felsefe kitabı olarak yazılmadı. Eski kehanet metnine farklı dönemlerin yorumları ve felsefi düşünceleri eklendi. Bu yüzden içinde hem bir durumun elverişli ve riskli yönlerini tartan kehanet dili hem de dünyanın değişim ilkelerini anlamaya çalışan felsefe dili bulunur.
I Ching'in özü gelecekteki olayları kesin biçimde tasvir etmek değildir.
Onun gördüğü dünyada hiçbir durum sonsuza kadar sabit kalmaz. Güçlü olan bir gün zayıflar, dolan şey eksilmeye başlar, sona varan ise yeni bir başlangıcın koşuluna dönüşür.
Önemli olan bir durumu iyi ya da kötü diye kesinleştirmek değil, şimdiki durumun nerede olduğunu ve hangi yöne ilerlediğini fark etmektir.
Sonraki gelenekler ‘yi’, yani değişimin anlamını üç bakışla açıkladı: yalınlık, değişim ve süreklilik.
Yalınlık: karmaşık dünyayı temel ilkelerle okumak
Yalınlık, dünyanın basit ya da yaşamın kolay olduğu anlamına gelmez.
Karmaşık ve çeşitli olguların içinde tekrarlanan temel yapıları bulmak demektir. I Ching yalnızca yin ve yang işaretlerinden başlayıp doğa ile insan yaşamındaki sayısız değişimi sekiz trigram ve 64 heksagramda yoğunlaştırır.
Her olguyu tek tek ve ayrı açıklamak yerine, hepsinde ortak işleyen ilişki ilkelerini okumaya çalışır.
Aydınlık ve karanlık, hareket ve durgunluk, genişleme ve daralma, görünme ve saklanma birbirinden bütünüyle kopuk değildir. Her biri anlamını diğeriyle ilişkisinden alır ve hiçbiri sonsuza kadar aynı yerde kalmaz.
Yalınlık dünyayı aşırı basitleştirmekten çok, karmaşıklık içinde yolumuzu kaybetmemek için en temel örüntüleri bulma biçimidir.
Değişim: her şey hareket etmeyi sürdürür
Değişim, her varlığın ve her durumun durmadan dönüşmesi demektir.
Mevsimler döner, gece ile gündüz yer değiştirir, insan ilişkileri ve duygular da sürekli hareket eder. Bugün güçlü olan hep güçlü kalmaz; bugün eksik olan da sonsuza dek eksik kalmaz.
I Ching'de bir heksagram, sabit bir nesnenin adından çok, değişen bir durumun içinde kısa süreliğine beliren bir sahnedir.
Bu nedenle insanı tek bir kişiliğe ya da kadere sabitlemez. Aynı kişi bulunduğu çevreye, kurduğu ilişkilere ve geçtiği yaşam dönemine göre farklı yanlarını gösterir.
Değişim istisnai bir olay değil, yaşamın temel hâlidir.
I Ching yalnızca ‘Bundan sonra ne olacak?’ diye sormaz.
Şimdi ne değişiyor? Bu değişimde neyi tutmalı, neyi bırakmalıyım? Bugünkü seçim bir sonraki akışı nasıl biçimlendiriyor?
Bu sorular I Ching'in merkezinde yer alır.
Süreklilik: değişimin içinde yinelenen ilkeler
Her şey değişiyorsa dünya hiçbir düzen olmadan sallanıyor gibi görünebilir.
Ancak süreklilik bakışı, kesintisiz değişimin içinde bazı ilişkilerin ve ilkelerin tekrarlandığını söyler.
Mevsimler her yıl aynı görünmez ama bahardan yaza yönelen döngü yinelenir. Dolan şey eksilir, gereğinden fazla genişleyen güç yeniden daralır. Tek tek olaylar farklı olsa da doğma, dönüşme ve yok olma süreçlerinde tekrarlanan yapılar belirir. Süreklilik, değişim boyunca işlemeyi sürdüren bu düzen ve ilkedir.
Bu, bir nesnenin ya da kaderin sonsuza dek değişmeden kalması demek değildir.
Değişimin gerçekleşme biçiminde belirli bir düzen olduğu anlamına gelir. Değişmeyen şey belirli bir olay değil, olayların birbirine dönüşmesini ve birbirini izlemesini sağlayan ilişki ilkesidir.
Yalınlık, değişim ve süreklilik birbirinden kopuk üç teori değildir.
Dünya durmadan değişir ama değişim bütünüyle rastgele değildir. İnsan da bu karmaşıklığın içindeki yinelenen yapıları görece yalın sembollerle okumaya çalışır.
I Ching değişen dünyayı bu üç bakış aracılığıyla anlamaya çalışmıştır.
Her şey değişir. Ama değişimin yinelenen bir düzeni vardır. Ve bu düzen yin ile yang arasındaki yalın ilişkiden okunabilir.
Saju ile I Ching Arasındaki İlişki
I Ching, heksagramlar aracılığıyla belirli bir durumu ve onun içindeki olası değişimleri inceler. Saju ise doğum yılı, ayı, günü ve saatini Göksel Gövdeler ile Yersel Dallar olarak düzenler; bunların ilişkilerinden tekrar eden eğilimleri ve yaşam yapılarını okur.
Sekiz karakterle karmaşık bir yaşamın temel yapısını bulmaya çalışması, sajuyu yalınlık ilkesiyle buluşturur.
Saju ile I Ching dünyayı sabit nesneler toplamı değil, durmadan değişen ilişkiler ve akışlar olarak görme düşüncesini paylaşır.
Aynı doğum haritası döneme, çevreye, ilişkilere ve seçimlere göre farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu, değişim bakışını taşır.
Somut olaylar farklılaşsa da benzer duygular, ilişki kurma biçimleri ve seçim yapıları tekrarlanabilir. Bu da süreklilik ilkesini hatırlatır.
Yine de tekrarlanan bir örüntü değiştirilemez kader demek değildir.
Tekrarı fark etmediğimizde kader gibi sürer; onu anlamaya başladığımızda ise aynı örüntünün içinde eskisinden farklı bir seçim mümkün olur.
I Ching de saju da önceden tamamlanmış bir gelecek sunmaz.
Onlar, değişen bir yaşamda neyin tekrarlandığını ve bugünkü benliğimizin bu akışla nasıl ilişki kurduğunu görmemize yardım eden sembolik bir haritadır.